Saçları mora boyanmıştı. Likra kumaştan kıyafet giyinmişti. Yalnız dans ediyordu genç yabancı, Asya’nın kayalık çekirdeğindeki, Tacikistan’ı Afganistan’dan kesip ayıran Panj Nehri’nin zor yanında -Pamir dağlarının güney kenarındaki afyon kaçakçılarının kötü şöhretli cennetinde- tamamen uzak bir sınırda park etmiş arabanın tavanında. Arabanın AB plakası vardı. İyi de kimdi bu kadın? Eski hippi patikasında karanlığa kalmış bir hacı? Bir mistik? Bir bağımlı? Bir turist? Bir maceraperest? Bilmek imkansızdı.
National Geographic'in Eylül sayısındaki hikayenin tamamını buradan okuyun.
